Kurumsal boyutlu iş yüklerinin güç ihtiyacını üst seviyelere çıkarması, veri merkezi yöneticilerini hava soğutma tabanlı sistemlere oranla daha etkili çözümler bulmaya itiyor. Aynı zamanda güç tüketimi ve iklimlendirme konusunda maliyet/performans oranında da en iyiye ulaşmak amaçlanıyor.

Geleneksel olarak ana bilgisayar ya da süper bilgisayarlar gibi yapılarda kullanılmasına alışkın olduğumuz sıvı soğutma sistemlerinin, kurumsal veri merkezlerinde de kullanılmasına yönelik girişimler artıyor. Son zamanlarda birçok bulut hizmeti sağlayıcısının bir araya gelerek sıvı soğutma sistemi uygulanabilen sunucu kabinleriyle ilgili standartları belirleme niyetinde oldukları da sektörde konuşulanlar arasında.

Veri merkezlerinin sıvı soğutma sistemlerine yönelik ihtiyacını artıran 5 önemli nedeni sizler için derledik.

1. Yapay Zekâ (AI) ve Donanım Hızlandırıcılar

Son yıllarda CPU’ların yıllık performans artışının Moore Yasası’nda tanımlanandan daha geride kalması, özellikle GPU’larla (Grafik İşlemci) birlikte FGPA (Alanı Programlanabilir Geçit Dizileri) ve ASIC (Uygulamaya Özel Tümleşik Devre) gibi farklı işleve sahip işlemcilerin yükselişini sağlayarak veri merkezlerinde kullanılmalarının önünü açtı.

Özellikle GPU tabanlı makine öğrenimi teknolojisi, süper bilgisayar dünyasının dışında kalan en yaygın donanım hızlandırma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. 451 Research’ün araştırmasına göre BT hizmet sağlayıcılarının üçte biri online veri madenciliği, veri analitiği, mühendislik simülasyonu, canlı video, dolandırıcılık tespiti, yük dengeleme ve benzeri alanlar için donanım hızlandırma bileşenleri kullanacaklarını belirtiyorlar.

Mevcut şartlarda yaklaşık 200W civarında soğutma ihtiyacı olan bir donanım hızlandırıcı, yüksek performanslı işlemci içeren bir sistemle entegre edildiğinde soğutma için harcanan güç 1kW seviyesine ulaşabiliyor.

Bunun yanında gün geçtikçe kabinlerdeki yoğunluk da artıyor. Uptime Institute tarafından gözlemlenen veri merkezlerinde genellikle güç tüketimi 10kW seviyesinde olan kabinler görülmekle birlikte, yüzde 20’lik bir kısımda ise 30kW ya da daha fazla güç tüketimi mevcut.

2. Yüksek yoğunluklu depolama aygıtlarının soğutma ihtiyacı

Depolama aygıtlarındaki yoğunluk artmaya devam ettikçe, bu cihazların verimli bir şekilde soğutulması da zorlaşıyor.

Veri merkezlerinde kullanılan depolama aygıtlarının büyük çoğunluğu su geçirmez kasaya sahip olmadığından, şu aşamada su ile soğutulmaları mümkün değil. Fakat depolama alanındaki yeni teknolojiler bu konuda daha da ümit verici çözümler sağlıyor.

Örneğin yüksek performans amacıyla tamamen izole edilmiş kasasının içinde hava yerine helyum gazı barındıran yeni jenerasyon depolama aygıtları, izolasyonlu kasaları sayesinde su soğutma sistemlerine uygun cihazlar olarak öne çıkıyorlar. Soğutucu sıvıların bulunduğu bir hazneye daldırılan bu bileşenler, daha verimli şekilde soğutulmakla birlikte hava dolu ortamlarda oluşabilecek nem faktöründen de etkilenmiyor.

3. Edge Computing ve farklı mekânlara uygun soğutma ihtiyaçları

Uygulamalardaki gecikme sürelerini azaltabilmek için, network’ün farklı noktalarında konumlanmış yeni jenerasyon veri merkezi kurguları da giderek yaygınlaştırıyor.

Makine öğrenimi gibi alanlarda kullanılmak üzere GPU işlemcilerle donatılmış yüksek yoğunluklu kümelerin ağın farklı noktalarında konumlandırıldığı BT kurguları, mekânsal özelliklerden dolayı geleneksel soğutma sistemlerine alternatif çözümlere ihtiyaç duyabiliyor.

Bu yapılar, baz istasyonları, fabrikalar ya da perakende mağazaları gibi birçok değişik noktada konumlandırılabiliyor. Yüksek kapasiteli güç seçeneklerinin mümkün olmadığı ya da çevresel izolasyonun yeterli olmadığı noktalarda daha az güce ihtiyaç duyan sıvı soğutma sistemlerinin kullanılması çok daha cazip hale geliyor.

Uptime Institute yöneticilerinden Andy Lawrence’ın tahminlerine göre Edge Computing kurgularında yer alan veri merkezi kümelerinin en azından yüzde 20’si sıvı soğutma sistemi kullanacak.

4. Yüksek frekanslı ticari işlemler ve Blockchain teknolojisi

Modern finansal iş yüklerinin birçoğu bilgi işlem anlamında yoğun bir efora ihtiyaç duyuyor. Özellikle kripto para ve akıllı sözleşme (smart contracts) gibi Blockchain tabanlı uygulamalar ve anlık olarak yoğun işlem gerektiren ticaret sistemleri, yüksek performanslı CPU ve GPU’lara ihtiyaç duyuyorlar. Sürekli yüksek performans beklentisi ise güç tüketimi ve soğutma ihtiyacını yükseltiyor.

BT bileşenlerinin soğutucu sıvı içeren haznelere daldırılarak soğutulmasını temel alan immersion cooling yöntemi, sunduğu avantajlarla yüksek frekanslı ticari işlemler gerçekleştiren teknoloji şirketlerinin dikkatini çekiyor. Immersion cooling çözümü halihazırda kabin başı 100kW’lık enerji tüketimine sahip bir kripto para şirketi tarafından test ediliyor. Bu örnekte ilgili şirketin tropik bir bölgede konumlanmasından dolayı sistemde soğuk su yerine ılık su kullanıldığı belirtiliyor. Bu sayede tropikal bölgelerde mekanik chiller ünitelerine ihtiyaç duymadan da soğutma yapılarak maliyet tasarrufu sağlanması mümkün oluyor.

5. Soğutma maliyetleri

Sıvı soğutma sistemleri sadece hava soğutma sistemlerinin yeterli olmadığı noktalarda anlam kazanmıyor, aynı zamanda yarattıkları maliyet avantajıyla da ön plana çıkıyorlar.

Örneğin Yerbilimi alanında çalışan CGG şirketine ait Houston’daki veri merkezinde, kabin başına 23 kW’a ulaşan GPU tabanlı BT bileşenleri, soğutma sıvıları ile dolu haznelere yerleştirerek soğutuluyor. Şirket yetkilileri yüksek güç tüketimine sahip bileşenlere uyguladıkları bu yöntemle neredeyse 1 megawatt’a yakın tasarruf ettiklerini belirtiyorlar. BT bileşenlerinin soğutucu sıvı dolu tanklara daldırılarak soğutulduğu immersion cooling yöntemiyle PUE değerleri yaklaşık 1.05 seviyesine çekilebiliyor.

Haberin kaynağını incelemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

www.datacenterknowledge.com/power-and-cooling/five-reasons-data-center-liquid-cooling-rise