Internet Protocol Version 6 (Internet Protokol Sürüm 6) kısaca IPv6, 32 bitlik bir adres yapısına sahip olan IPv4’ün tüm dünyada tükenmesiyle geliştirilmiştir. IPv4’ten biraz bahsetmek gerekirse; internet protokülünü(IP), internetin temeli sayabiliriz. Protokol, ağa bağlı tüm bilgisayarlara adres veriyor ve veri paketlerinin değiş tokuşunu sağlıyor(yönlendirme). IPv4 adresleri 32 bit uzunluğunda ve her biri en fazla üç adet onluk sayıdan oluşan dört bloğa sahip; örneğin 192.168.101.110. Bu şekilde yalnızca 4,3 milyar adres temsil edebiliyor. IPv4’ün ilk kullanıldığı yıllarda 4.3 milyar büyük bir miktar gibi görünmüş olacak ki IP’ler oldukça verimsiz kullanılmış. Örneğin; Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi A sınıfı bir ağa, yani sadece birkaç bin araştırmacı ve öğrenciye tahsis edilmiş 16,8 milyon IP adresine sahip.

IPv6’nın ortaya çıkışı ve geliştirilmeye başlayışı; bilişim dünyasındaki patlamanın ardından, gelecekte adres kıtlığı çekileceğinin anlaşıldığı 90′ların ortasına denk gelir. IPv4’ten temel farkı adreslerin 128 bit uzunluğunda ve onaltılık sayılarla yazılmış 16 bit’lik karakter bloklarından oluşmasıdır. Örneğin RIPE’ın kök sunucusunun IPv6 numarası şu şekildedir; “2001:07fd:0000:0000:0000:0000:0000:0001”. Çok uzun olması sebebiyle akılda tutması oldukça zor olabilir; ancak bu noktada da kısaltmalar devreye giriyor. Ardışık boş bit blokları yerine “::” konulabiliyor ve 16 bit’lik blokların başındaki sıfırlar atılıyor. Böylece örnek olarak kullandığımız RIPE’ın yeni adresi “2001:7fd::1” oluyor.

Bunlara ek olarak IPv6’nın, v4’teki bazı kısıtlamaları da ortadan kaldırdığını söyleyebiliriz. Şuan kullanımda olan sistem, güvenlik standartlarının belirlenmesini “https” ya da “PGP” gibi yazılımlara devrediyor. IPV6’da güvenlik önlemi olarak PoP (Point of Presence) noktası arasındaki sıçrama değeri bile üçüncü şahısların verilerle oynamasını engellemek için düşünülmüş. IPv6’da, bir veri paketinin göndericiyle alıcı arasında en çok kaç yönlendiriciden geçebildiğini belirliyor. Eğer istasyon sayısı önceden belirlenenden farklıysa, IPv6 acil durum frenine asılıyor.

Radore olarak biz de IPv4’ün tükeneceğini öngörüyorduk ve 2011 itibariyle IPv6’ya geçiş için çalışmalara başladık. 01 Kasım 2011’e gelindiğinde, IPv6’yı yerel ağımızda kullanmaya başladık. Ancak Türk Telekom ana omurgasının da IPv6 için hazır olmasıyla birlikte 11 Mart 2013 itibariyle Türk Telekom ile IPv6 haberleşebilmekteyiz. Dolayısı ile IPv6’yı talep eden müşterilerimize sunabilecek altyapıya sahip olduk. Radore Veri Merkezi, IPv6 omurgasına bağlanarak, hizmet üretmeye devam ediyor.