– 2004 – 2006 arasında, kurumsal hayatta çok büyük bir ilaç firmasında çalışırken; “gelecekte ne yapacağım?”, “bu iş nereye gidecek?”,” kurumsal hayatta devam edecek mi?” gibi sorular, bir çok kişi gibi benim kafamda da dönerken ortağım “böyle böyle bir girişimcilik macerasına atılmak istiyorum, seninle de iyi çalışacağımızı düşünüyorum” diyerek kelimenin tam anlamıyla kanıma girince, biz 6 yıl önce mezun olduğumuz okul olan, Boğaziçi Üniveristesi’nde Kosgeb’den ufak bir ofis almaya hak kazandık. 20 m² bir ofiste, iki laptop ve bir masa koyup çalışmaya başladık. Teknoloji alanında girişimci olmanın en büyük avantajı bence bu iki laptop ve bir masadan başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Gerisi sizin zihninize, becerinize kalmış. Güzel bir network’ümüz olmasının da katkısıyla üzerinde iyi yazılımlar yapıp, iyi bir ekip oluşturmaya başladık. Zaman içerisinde kulaktan kulağa yayılan, günümüzde önce ilaç sektöründe sonra diğer büyük alanlarda ki kurumlara özel yazılım çözümleri oluşturmaya başladık. Fakat bizim ilk çıkma hedefimiz Türkiye ‘de olmayan, yenilikçi bazı girişimler yapalım, adreslenmemiş sorunları adresleyelimdi. Bu nedenle 1. Projemiz Kosgeb’in bizi desteklediği proje; Türkiye’nin ilk yurt içi uçak bileti arama motoru “bulucak.com”du. Oturduk bunu yazdık ve insanların hoşuna gitti. Çünkü tek tek siteleri açmak yerine, dakikalar kazanarak bizim siteden bilet arayabiliyorlardı. Daha sonra bunu devam ettirmek üzere, Inveon’u iki ana çatı altında kurguladık. Bir tanesi “Inventors” adını verdiğimiz girişimler, kuluçka merkezi görevi gören şirketimiz; diğeri ise özel yazılım çözümleri geliştiren “Inveon Software Solutions”. Bugün ben daha çok Inveon Software Solutions’ı yöneten ortak olmama rağmen; tabii ki diğer tarafla ilgili sohbetimiz sırasında bilgiler vereceğim. 6 yıl sonunda bugün, 28 kişilik bir ekiple bu binada faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 18 ülkede kullanılan yazılımlarımız var; yerli yabancı birçok dev firmaya yazılımlar geliştirdik. İnternete açık, onbinlerce insana ulaşan projelerimizle gurur duyuyoruz.

– Firmanızın ismi nereden gelmektedir?

– Inveon ismini, ortağımla beraber beyin fırtınaları yaparken; ne isim koyalım, çok önemli bir adım ve “.com” müsait mi, “.com.tr” yi mi alacağız? Bir sürü alternatifi değerlendirirken, onlarca isim eledikten sonra birgün kahve içerken; biz sonu “eon” eki ile bitsin istiyorduk, sonsuzluk demek ve yaratıcı bir şey yapmak istiyorduk ve Invention’a döndürüldü. Invention ile Eon’u birleştirip, aslında gerçek bir kelime olmayan “Inveon”u ürettik; onu da alarak ilerledik. Tabii burda ilginç bir nokta olduğu için değineceğim, sirketler “.com” müsait mi, değil miyi durdurucu bir faktör gibi alıyor ama-“37signals” da bunu söyler- “.com”a göre karar verilmez. Biz de “com.tr”yi aldık ve ilerledik.

– Inveon müşterilerine ne tarz çözümler sunuyor? E-ticaret çözümleriniz çok büyük müşterilere sahip, bunun dışında ne tarz çözümleriniz var?

– E-ticaret tabi çok büyük bir alan onun üzerine daha sohbet ederiz ama biz, ilaçtan geliyor olmamız nedeni ile ilacı cok iyi biliyoruz ve ilaç şirketlerin kendi içlerinde verimliliklerini arttırmak için kullandıkları 10’a yakın üründen oluşan bir ilaç portföyümüz var. Bunun yanı sıra dünyanın en büyük kredi sigortası kuruluşu Kofas’ın üç ülkede kullandığı bir IRP sistemi geliştirdik. Kredi sigortası diyebildiğimiz bir alandır ve yine böyle, kişiye özel geliştridiğimiz projelerden bir başkası da satış “forecast”leri yapabilen sistemler geliştiriyoruz. Dolayısıyla “sales forecast” de bildiğimiz bir başka alan.

– İlk projelerinizden olan ve yapıldığı dönemde dünyadaki ilk örneklerinden olan mülakat.tv den bahserder misiniz?

– “Mülakat.tv” aslında dediğiniz gibi belki de zamanın ötesinde bir projeydi. Daha 2006 yılında biz bunu ilk yaptığımız zaman, kulağa harika gelen bir proje olmasına rağmen daha sonra bunun gerçek hayatta peşine çok düşmedik. “Mülakat.tv ne yapıyor?”; Sadece web kameranızı bağlayarak forumların sitemize bıraktığı mülakat sorularını adaylar tek tek yanıtlayıp; 60 veya 90 saniyelilk videoları sisteme kaydediyorlar.. İnsan kaynakları da kendine uygun bir zamanda gelip, izleyip; ön elemeyi buradan yapıyor. Böylece bir sürü zaman ve para kazancı sağlamış olduk. Gereksiz adayların CV elemesi, iyi adayların yanlış yere elenmesi gibi süreçleri yok etmeyi hedefliyorduk. Aynen dediğiniz gibi, bu çok büyük bir ilgi uyandırdı. Fakat Türkiye’nin hazır olmaması, belki zamanın ötesinde olması nedeniyle çok peşine düşmedik projenin.

– Mülakat.tv tarzında girişimci, yenilikçi projeleriniz var mı yakın zamanda?

– Biz şu anda tabii ki konsantre olduğumuz alan olan e-ticaret’te ek servisler anlamında devamlı bir araştırma içindeyiz ve birçok kaynaktan her gün okuyoruz; dünyada ne oluyor, ne iyi geliyor. Kendi fikirlerimizi üretiyoruz. Bu yüzden yenilikçi kanalımızı en çok e-ticarette ek hizmetler alanına kuruyoruz. Nitekim bunlardan bir tanesi yakın zamanda hayata geçme ihtimali olan ama geçince herkesin duyup, beğeneceğini tahmin ettiğimiz birkaç servis var.

– Ülkemizde son kullanıcı bazı alındığında internet kullanımında önemli bir artış var. E-ticaretin ülkemizde geldiği noktayı yeterli buluyor musunuz? Türkiyede E-ticaretin yeterli düzeye gelmesi için ne gibi teşvikler yapılmalı?

– E-ticaret aslında öyle bir konuma geldi ki 2013 sonuna kadar büyük herhangi bir parekendenin, markanın ve birçok girişimcinin e-ticaret’i sonuna kadar kullandığını görüyoruz. Dolayısıyla tedarik tarafında müthiş bir site artışı, site patlaması var. Bunun bir de tabii ki consumer tarafı var. Genç bir nesiliz, internet erişimimiz çok yüksek; şu anda hala korkunç bir büyüme potansiyeli izleniyor. Çünkü rakamlara göre insanlar bakıyor, araştırıyor gidip hala mağazalardan alanlar var. Bunlar da yakın zamanda artık kredi kartlarınaa daha güvenip alışveriş yapmaya başladığında e-ticaret Türkiye’de korkunç bir lokomotif görevi görecek. Zaten bunu farkeden parekende ve girişimciler de devamlı bize projeleriyle geliyorlar. Biz de bu projelerin ya teknik alt yapısını geliştiryoruz veya kendi NOA bilgi birikimimizi aktarıyoruz ve “Inventors” tarafında gerçekten projeye inanırsak, iyi düşünülmüşse ortak olarak da yola çıktığımız projeler oluyor. “Bonvagon.com”, “birvarmisbiryokmus.com” bu şekilde şu an ortağı olduğumuz projeler. Bütün Türkiye’nin tanıdığı trendyol.com yine bizim geçmişte ortağı olduğumuz bir başka projedir.

– E-ticaret’in internet üzerinden ve sanal olmasından dolayı firmalar yatırım yaparken somut bir şey olmadığından güven duymuyorlardı. E-ticarete bu güven sağlanmış durumda mıdır?

– Kesinlikle insanlar zaten ilgiyi, ne kadar burdan alışveriş yapıldığını görünce eli mahkum oraya yatırım yapıyorlar Hatta birçok noktada teknoloji öyle bir noktaya geldi ki “Brick and Mortar” dediğimiz dışardaki offline dükkanlardan cok, daha ucuz ve etkin bir hale geldi. O yüzden e-ticaret’te o dönemi geçtik gibi. Örnek olarak “yemeksepeti.com” ilk çıktığı zaman adsl yokken kimse telefonu ile bağlanıp eve sipariş vermek için kullanmadı. Uzunca bir süre zorlandılar. Sonra internetten eve sipariş döneminden bugüne artık sağ kolumuz haline gelen bir site oldu. E-ticaret’te de aştık o tepeyi ve bundan sonra daha uzun yıllar devam edecek.

– Genç girişimcilere E-ticaret konusunda ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

– Herhangi bir beta’yı satarım, hadi ben de e-ticaret yapayım, herkes burdan para kazanıyor, ben de yaparım şeklinde başlamak çoğunlukla bir projeyi başarısızlığa mahkum ediyor. Bunun yerine ilk başta oturup rakiplerim kimler, dünyada ne gibi örnekleri var. Türkiye’de mesela bunun daha önce yapılmış olması durdurucu bir faktör değil. Bunu çok iyi gözlemlediğimiz örnek Trendyol. Markafoni, Limango varken üçüncü oyuncuydu nerelere geldi. Dolayısıyla ilk olmaya çalışmaya gerek yok. Ama “iş planı, iş planı, iş planı!” diyorum. Oturup “ne kadar harcayacağım?”, “ilk onsekiz ay giderim ne?”, “ne gelir kazanabilirim?”, “marketing’e ne kadar harcayacağım?”, “tasarımcıma ne kadar ödemeliyim?”, “yazılıma ne kadar maaliyet var?”. Bunlar üzerine kafa yorup, belirli planlarla önümüze gelmeyen kimseyi biz ciddiye almıyoruz. Bir girişimcinin de bence başlangıç noktası projesini düşündüğünü gösteren, değer verdiğini ifade eden bütün çalışmaları yapmasıdır.

– Yazılımlarınız yabancı firmalar tarafından da kullanılıyor. Yurt dışına açılmayı düşünüyor musunuz?

– Tabii ki aslında şu anda bizim baktığımız bir numaralı kriter, Türkiye’de de olsa global şirketlerle çalışıyoruz ve bunların diğer ülkelerine yazılımlarımız beğenilip ihraç edliyor. Bu şekilde birçok ülkede kullanılıyoruz. Bundan sonra da bu trendi devam ettirmek istiyoruz. Bir sonraki doğal adımda da tabi ki orta vadede de Inveon’un yurt dışı ofislerini ve orada daha aktif olamyı düşünüyoruz. Bu da ilerde yapacağımız işlerden biridir.